Ülkemizde büyük boşluğu dolduran bir programın altına imzanızı attınız. Bu projenin doğuşu nasıl oldu? Ve size teklif nasıl geldi okuyucularımızla paylaşır mısınız?
Gerçekten büyük bir boşluk vardı sağlık konusunda. Kanal D Doktorum sabah kuşağı formatının çehresini değiştirdi. Programlarda şarkı, türkü, örgü ya da kavga dövüş arasına sıkıştırılmış sağlık konuşuluyordu. Programın tamamının hekimlere ayrıldığı, hastalıkların, sağlığımızla ilgili merak edilenlerin net ve anlaşılır anlatıldığı bir program oluşturuldu. Ben TRT 'de yetiştim. Her zaman belli bir ciddiyet ve bilgi esas oldu yaptığım programlarda. Kanal D Program Müdürümüz Dilek Dağcıoğlu bana Doktorum pogramından bahsettiğinde çok heyecanlandım. Kesinlikle içinde yer almak isteyeceğim bir projeydi Doktorum. Bir hafta sonra da canlı yayında programı sunuyordum. Siz derginizi çıkarttığınızda 150. programa yaklaşmış olacağız sanırım.
Programın yayımlandığı ilk günden bu güne gelişimini nasıl buluyorsunuz? Beklediğiniz geri dönüşümü elde ettiniz mi?
Toplum olarak ilk dileğimiz, ilk duamız isteğimiz sağlıktır .Ancak bizler ancak hasta olduğumuzda doktora gideriz. Aslında hastalıklar çok merak edilir, konuşulur, akıl sorulur, deneyimler paylaşılır hatta ilaçlar bile paylaşılır. Ama hastalıklarınızla ilgili detaylı ve net bilgiler, hastanede hekimle yüzyüze olduğunuz beş on dakikada konuşulabilecek kadar kısa değil. Günün yoğunluğunda, sizden sonra da bir sürü kişi sıradayken ne hekim size tüm detaylarıyla anlatacak zamanı ayırabilir, ne siz belli bir altyapınız olmayınca tam olarak anlayabilirsiniz.. Ne yazık ki koruyucu hekimlik ya da aile hekimliği gelişemedi ülkemizde. Tam da bu noktada bizim programımız büyük bir boşluğu dolduruyor. Bu yüzden beklediğimizden de çok olumlu tepkiler alıyoruz.
Son derece dinamik yenilikçi çalışkan bir ekiple her sabah yeniden doğuyor program. Tüm ekip işinde çok başarılı. Severek eğlenerek çalışıyoruz.. İç dinamiğimiz sağlam ve gelişmeye açık olunca bu ekrana da yansıyor. Başladığı günden bu güne program hep kendini yeniledi. Beklediğimiz geri dönüş o kadar olumlu ki, hem izlenme oranlarımızda hem yayın sırasındaki mailler, telefonlar hem de dışarıda bize gösterilen sevgiden bunu çok iyi anlıyoruz.
Bu tür programlarda önemli olan önce izleyicinin güvenini kazanmaktır. Siz bunu çok iyi başardınız. Bu başarıyı ve izleyicinin sizi sahiplenmesini hangi özelliklerinize ya da neye bağlıyorsunuz?
Bunun birkaç sebebi olabilir;
Bizimle yayında buluşan izleyicimiz sorusunun ve sorununun detaylarıyla konuşulacağını biliyor.Yeniliklerden haberdar olacağını varsa çözüm için neler yapması ya da yapmaması gerektiğini en yetkin kişilerden duyacağına emin.
Editörlerimiz doktorlarımızı davet ederken çok iyi araştırma yapıyor.Gelen hekimlerimiz konularına son derece hakim, ekranda herkesin anlayacağı biçimde anlatıyor, bizim ya da izleyicinin sorduğu tüm soruları içtenlikle yanıtlıyorlar .İzleyiciler konu ne olursa olsun ekrandaki samimiyeti ve doğallığı yakalıyor. Günlük hayatımızda nasıl reaksiyon veriyorsak yayında da tepkilerimiz öyle. Aytuğ çok dogal ,uyumlu ve zeki bir partner.İkimizin uyumu da ekrana yansıyor sanırım.
İzleyiciyle bir bütün gibisiniz. Program dışında artık onlarla dışarıda da buluşuyorsunuz. Bu güne kadar nerelere gittiniz? Nasıl karşılandınız?
Stüdyonun dışında da eğer konu sağlıksa sorular ve sorunlar hiç bitmiyor.Programın oluşturduğu bizi takip eden çok geniş bir kitle var .Halk buluşmamızda da Türkiye'nin dört bir yanından gelen izleyicilerimizle buluştuk.Sevgileri, ilgileri ve elbette güvenleri inanılmazdı. İlerleyen zamanlarda bunu daha sık yapmayı düşünüyoruz.. İzleyicilerimize programımız içinde şimdiye kadar hiç yapılamış projeler hazırlıyoruz.
Halk buluşmalarınızda aldığınız tepkiler, istekler ne yönde?
İnsanın ağrısı neredeyse canı oradaymış.Herkes rahatsızlığı neyse tüm detaylarıyla öğrenmek çözümlerden haberdar olmak istiyor. Bunu sadece ekrandan değil birebir izleyicilerimizle buluşarak da yapıyoruz.
Programdan memnuniyetlerini ve bizi nasıl benimsediklerini gördük bu buluşmalarda.
Sadece bilgi vermiyor pek çok izleyicimizin derdine ortak oluyor ve tedavisini üstleniyoruz.Maddi sıkıntısı olanlar aile ve çevre baskısı yaşayanlar bir bebek sahibi olabilmek için bizim programımıza geliyor.Biz de elimizden geldiğince geri çevirmemeye gayret ediyoruz.
Peki Doktorum Programının konularını neye göre belirliyorsunuz? Bildiğim kadarıyla izleyicilerin de yönlendirmesi oluyor. En çok hangi konulara talep var?
Tansiyon ,Şeker , Romatizma gibi sık raslanan rahatsızlıkların dışında iç hastalıkları, kadın hastalıkları – doğum, çocuk sağlığı ve hastalıkları, genel cerrahi, psikiyatri konularını ekrana taşıyoruz. Koruyucu aile hekimliği yapıyoruz aslında. Hasta olmadan tedbir almayı ve sağlıklı yaşamayı ve yaşlanmayı koşuyoruz.Web sayfamızda bir bölüm var '' Doktoruma Sor '' gelen sorular editörlerimiz tarafından değerlendiriliyor. Program sırasında da mailler akıyor.İzleyicilerimizin merak ettiği konular ve istekleri çok önemli bizler için. Hepsi değerlendiriliyor.
İlk defa canlı yayında artık ameliyat izlemeye başladık. Bu karar aslında biraz riskli değil mi? Yani sonuçta canlı bir ameliyat, her şey olabilir.
Aytuğ ameliyatın riskleri konusunda çok daha iyi cevap verecektir.Ama bir televizyoncu gözüyle yapılmayanı yapabilmek büyük bir başarı. İlk kez canlı yayında Türk televizyonlarında kalp ameliyatı İzlendi.İlk kez sezaryen doğum gerçekleşti.Siz bir de doğum yapmamış biri olarak benim heyecanımı düşünün . Hele doktorumuz bebeği anne karnından çıkarırken hepimiz nefessiz kaldık, annemiz evladını ilk kez gördüğünde onunla beraber gözyaşlarına boğulduk.Ve bunlar o anda canlı canlı yaşanıyor.Mesleğimde yaşadığım çok güzel bir deneyimdi...
Ameliyat yapan ekibe ve ameliyat olacak olan hastaya bunu kabul ettirmek bile çok zor olsa gerek. Düşünüyorum da ben kabul edebileceğimi sanmıyorum. Ne düşünüyorsunuz bu konuda? Siz ameliyatınız olsa kameraları sokar mıydınız içeri?
Ameliyatı yapan ekip son derece deneyimli ve kameralara alışkın .Anne adayımızssa bize ve programımıza o kadar güveniyor ki bunu doğuma giderken adım adım gördük.Hatta neredeyse biz, hem ekibimiz hem annemiz kadar belki onlardan bile fazla heyecanlandık.Hep beraber girdik doğuma .Bu karşılıklı güven meselesi. Allah korusun olası bir komplikasyona karşı tüm tedbirler alınmıştı. Şükürler olsun gayet başarılı bir operasyon oldu.Üstelik sonra bize, ben de sizin yayınınızda doğum yapmak istiyorum diyen o kadar çok kişi oldu ki şaşarsınız.Sonra zaten annemizi ve bir buçuk aylık bebeğimizi davet ettik. Ne kadar sağlıklı ve mutlu olduklarını yayında tekrar gördük
Diğer sorunuza gelince ben zaten çocukluğumdan beri kameralara yakınım.Eğer ileride bir hamilelik yaşarsam süpriz de yapabilirim :)
Bu güne kadar birçok konuya değindiniz, birçok konuk ağırladınız. Unutamadığınız bir yayın var mı? Elbette her yayın ayrı bir heyecan ama en çok etkilendiğiniz hangisiydi? Bunu açabiliriz tabi; en eğlendiğiniz, en çok üzüldüğünüz(ya da ağladığınız) gibi…
O kadar çok ki .Her yayın günü yeni bir olay yaşıyoruz neredeyse.Mesela çok değerli bilim adamımız Ahmet Mete Işıkara .Geç kalmaktan dolayı üzülüyorum deyip içtenlikle paylaşmıştı rahatsızlığını. Doktoru ona öyle bir duruma geleceksin ki kafanı kaldırıp yıldızlara bakamayacaksın demiş. Deprem dede ankilozan spondilit hastası.
Yayında bir hanımefendi bağlandı .Eşi alkolik ve şiddet uyguluyor.Kendisi buna dayanamamış ve ayrılmış.Fakat bize başvurma nedeni alkol tedavisi.Anlayamadım önce , ayrıldığınız eşiniz için mi istiyorsunuz bu tedaviyi diye sordum.Kendisi için istediğini söyledi.Ayrılığın, yıpranmışlığın getirdiği travmalar onu da bagımlı yapmış.Çok üzülmüştüm.
Halk buluşmasında bir karı koca yıllardır çocuk sahibi olamamış.Nasıl istekli ve heyecanlılar.Bize bağlamışlar tüm umutlarını.Konuşurken hanımefendinin hiç yumurtası olmadığı menopoza girdiğini öğrendik.Biz yine de içleri rahat etsin diye muayeneye aldık ama bir insana senin çocugun olamaz artık demek çok zor bir şey.
Tabi size program boyunca hem telefon bağlantısıyla hem de stüdyodaki konuklardan sorular geliyor. Karşılaştığınız en zor ya da sizi en çok duygulandıran soru neydi?
Biz hep çözüm üretmek bilgilendirmek durumundayız.Gelen bir soru aslında pek çok kişinin sorusu sorunu demek.Kronik hastalarda ya da henüz tıbbın çözüm üretemediği hastalıklarda biz de çaresiz kalıyoruz. Bunun dışında çok özel değilse her şeyi konuşuyoruz.Konuğumuz Üstün Dökmendi . Tesadüfen bir stüdyo konuğumuza soru sordum .Beyefendi eşinden ayrılmış .Aldatıldığı için üstelik. Allah'tan yeniden evlenmiş ama içindeki acı taze. Biraz üzerine gitsek her şeyi söyleyebilecek hatta ağlacak durumda.Aldatılmış acılı bir adam.Bir başka program olsa siz düşünün altından neler çıkarılabileceğini.Onu zor durumda bırakmadan samimi açıklamasına teşekkür ederek olayı dejenere etmeden konuşmayı sonlandırdık.Sonra yeni eşiyle geldiler.Eşinin sevgisini ve hassasiyeti görünce ne kadar da sorumlu davrandığımızı anladım.Bizim işimiz olanı onarmak asla yıkmak değil...
Size başvuran belli sayıda kişiye aynı zamanda ücretsiz tedavi de sağlıyoruz değil mi? Seçimi neye göre yapıyorsunuz? Başvurular nasıl oluyor?
Yayında bize telefonla bağlanan izleyicilerimizin ihtiyacı doğrultusunda bizden bir talebi varsa tedavilerini üsleniyoruz. Kabul ederlerse gelen doktorlarımıza tedavi için yönlendiriyoruz.
Stüdyomuza gelen izleyiciler form dolduruyor .Telefonların çoğunu yayına veremiyoruz çok sayıda telefon geliyor.Ekibimiz gelen telefonlardan da bir arşiv oluşturuyor .Gelen mailler, telefonlar ,tedavi istekleri hem arşivleniyor hem hastanemize gönderiliyor.Konuşacağımız konuya göre hastalarımızı yayına davet ediyoruz tedavilerini yaptırıyoruz.
Programda ya da halk buluşmalarında kendinizi çaresiz hissettiğiniz, keşke bu sorununuza da çözüm olabilseydik dediğiniz oldu mu hiç?
En hassas konulardan biri bebek sahibi olmak isteyen aileler.Nedensiz düşüklerde ya da kısırlıkta .Bir abimiz Bolu'dan bize ulaşmış, gidip çekim yaptık. 3 yaşında tedavi edilse kurtulabileceği bir kemik eğriliği var.Bir izleyenimiz "Sizin programınızı daha özce izleseydim kalp krizi belirtilerini bilseydim çok daha erken babamı hastaneye yetiştirirdim" diyor.
Sormadan geçmeyelim. Biliyorsunuz biz Antalya Merkezli bir dergiyiz. Sizi Antalya’da ne zaman göreceğiz?
Bir İzmirli olarak Antalya'ya pek çok kez geldim.Önümüzdeki dönem Doktorum Halk Buluşmalarından biri için geliriz belki.
Şunu söylemeden geçmeyeyim. Ne yazık ki otellerde tatilini noktalayıp geri dönerek Antalya merkezde gidilecek pek çok yeri görmeden dönen çok kişi var. Eminim derginiz saglıklı yaşam konusunda çevresel faktörleri değerlendirdiğinde Türkiye'nin en gözde güzeliklerinin saklı olduğu Antalya'nın güzelliklerini de sayfalarına taşıyacaktır.
İçten yanıtlarınız için gerçekten çok teşekkür ederim. Söylemek istediğiniz ya da iletmek istediğiniz bir mesajınız var mı okuyucularımıza?
Size yayın hayatınızda başarılar diliyorum.Umarım derginiz geniş kitlelere ulaşır saygınlığı ve gücü her sayınızda artar.
Bu sözü çok severim
Demir tava geldi kömür bitti...
Akıl başa geldi ömür bitti...
Akıl başa geldiğinde ömür bitmeden bedeninize ve ruhunuza iyi bakınız...
------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Kanal D’nin ilgiyle izlenen sağlık programı “Doktorum”, artık canlı olarak ekrana geliyor. Programın sunucuları Dr. Aytuğ Kolankaya ve Zahide Yetiş, “Çok kaliteli bir sosyal sorumluluk projesi oldu. Yakında diğer kanallarda da bu programın benzerleri yapılacak” diyor.
Bize biraz “Doktorum” programın-dan ve oluşumundan bahseder misiniz?
Aytuğ Kolankaya: “Doktorum”u kurgularken, iki şeye dikkat ettik. Birincisi, her şeyin uygulamalı olması, izleyicinin her şeyi bire bir görmesiydi. ıkinci ve en önemlisi de farkındalık yaratmaktı. Farkındalık yarattığınız zaman, insanlar ne yapacaklarını bilir.
Zahide Yetiş: Bu programda vücudumuzun çalışma sisteminden, ameliyatlara kadar sağlık konusunda bilgiler veriliyor. Konusunun uzmanı kişiler, animasyonlar yardımıyla izleyiciyi bilgilendiriyor. Böylece insanlar kulaktan dolma bilgiler yerine, doğru bilgilere ulaşıyor.
Aytuğ Kolankaya: Ben bu fikri benimseyip arkasında durduğu için Kanal D’ye de teşekkür etmek istiyorum. ılk defa kadın programlarının yer aldığı sabah kuşağında sağlık programı yayınlanıyor. Ben yıllardır kadın doğum uzmanı ya da tüp bebek uzmanı olarak sabah kuşağı programlarında çıkıyordum zaten ama bu tür programlarda rahatsız bir durum oluyor genelde. ıki türkücü arasında size beş dakika ayrılıyor, araya reklam giriyor, telefon geliyor… Bu bizim aradığımız ciddiyetten uzaktı. şimdi burada 2,5 saat boyunca istediğimizi rahat rahat anlatabiliyoruz.
* Program hafta içi her sabah yayınlanıyor. Bu durum zamanlama açısından sizi korkutmadı mı?
Aytuğ Kolankaya: Aslında benim için çok iyi bir tecrübe oldu, çünkü programın halkla ciddi bir teması var. insanlar hem merak ettikleri soruların cevabını öğreniyor, hem bilgileniyor hem de tedavi oluyorlar. Bugüne kadar birçok kişinin tedavisini yaptık. Bu çok güzel bir sosyal sorumluluk projesi. Yakında diğer kanallarda da benzer programların yapılacağını düşünüyorum.
* Program başlarda banttan yayınla-nıyordu, sonradan canlı yayına geçtiniz. Bu durum sizi nasıl etkiledi?
Aytuğ Kolankaya: Daha iyi tepkiler almaya başladık. Canlı yayın, enerjinin ve elektriğin yüksek olduğu bir tür.
* Zahide Hanım siz zaten sunuculuk yapıyordunuz, peki söz konusu sağlık programı olunca çekinceleriniz oldu mu?
Zahide Yetiş: Sunuculuk teklifi bana gelince içinde yer almayı çok istedim. Çekincelerim olmadı ama bazı doktorların çok fazla tıbbi terim kullandığı oluyor, bazen onları daha anlaşılır duruma gelmesi için çaba harcıyorum. Daha önce kadın, tartışma programları ve yarışmalar sundum ama bu programdan aldığım keyif bambaşka. Çünkü insanların dertlerine merhem oluyorsunuz. Sizi sokakta gördükleri zaman bakışları bile değişiyor.
TÜM SORULARI YANITLIYORUZ
* Programa izleyici katılımı nasıl?
Aytuğ Kolankaya: Bize her gün bin civarında mail ve telefon geliyor. Hepsini cevaplıyoruz. Burada 18 kişi, bir o kadar da hastanedeki ekibimizle tüm sorulara cevap veriyoruz.
Zahide Yetiş: Bir keresinde bir hanımefendi arayıp hamile kalmak istediğini ama sürekli düşük yaptığını söyledi. Daha sonra düşüklere tükettiği bir çayın sebebiyet verdiğini öğrendik. Adaçayı içtiği için rahmi kasılıyor, bu da düşüklere neden oluyormuş.